İstanbul Deniz Hali’nde her türlü kaçak avlanan balık satılıyor!

İstanbul Deniz Hali’nde her türlü kaçak avlanan balık satılıyor! Sevgili Melis Alphan Bluefish belgesel üzerine yazmış

25 Şubat 2017 – Hürriyet Haber

Melis Alphan

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/melis-alphan/istanbul-deniz-halinde-her-turlu-kacak-avlanan-balik-satiliyor-40376929

1980’lere kadar Marmara ve Karadeniz’de yunuslar acımasızca avlandı. Devlet, fazla avlansınlar diye yunus avcılarına silah, mermi ve kredi dağıttı. Karadeniz evlerinde saç fitilli lambalarda yıllarca yunus yağına bulanmış bez parçaları kullanıldı. Yunusların zıpkını, dinamiti, kurşunu yiyince attığı çığlıklar bir yana, Marmara yunus kanından kızıla kesti.
Ne zaman ki devlet yunus avını yasakladı, işte o zaman balıkçı, geçimi için sürü balıklarına dadandı.

Bugün, yüksek teknolojik cihazlara sahip balıkçı filoları göç balığının önüne kilometrelerce uzunlukta ağ bırakıyor ve Boğaz’dan geçmelerine engel oluyor. Oysa bu balıklar 8 bin yıldır beslenmek için Boğaz’ı geçerek göç ediyor.

*

Balıkçı filosu Karadeniz ve Marmara’da balığın hızla azalmasına neden oluyor. Azalan balık nüfusu onbinlerce tekneyi beslemeye yetmeyince, memleketin her yerinde kaçak avcılık yapılıyor. Tüketilmeyen birçok deniz canlısı türü katlediliyor. Avlanan 1 kg balık başına 10 kg balık hiç tüketilmeden çöpe atılıyor. Yavru balıklar bir kez bile üreyemeden avlanıyor. Yılda 700 bin ton hamsi avlanıyor. Bunun 3’te 2’si balık çiftliklerine yem olarak gidiyor. Sürdürülebilir olması gereken balık çiftlikleri yeni balık üretmiyor, aksine aşırı miktarda hamsi avlayıp onu daha pahalı bir ürüne dönüştürüyor.

*

!f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nde gösterimi yapılan ‘Lüfer’ belgeseli işte bu bilgilerin ışığında, sularımızda hızla azalan lüfer balığının peşinden giderken aslında, vahşi balıkçılığı ve denetimsizliği anlatıyor, tüketim alışkanlıklarımızı yüzümüze çarpıyor.

Türkiye kıyılarında yakalanan tüm deniz canlılarının getirildiği İstanbul Deniz Ürünleri Hali’ne uzanıyor kamera.

Nesli tükenmekte olan altı solungaçlı boz camgözler; yeni doğmuş kılıçbalıkları; erişkinliğe ulaşmamış köpekbalıkları; avlanma boyuna erişmemiş balıklar; lüferin her boyu –defne yaprağı, çinakop, kofana; Marmara’da yok olan orkinoslar; olmaması gereken her şey var. Yasal av boyu altında ve nesli tükenmekte olan, avcılığı yasak olan balıkların bile açık artırması yapılıyor. Satıcılar kontrol memurlarının nadir denetimlerini haber alıyor, denetim öncesinde balıkların satışını bekletiyor veya hal dışında gerçekleştiriyor. Zaten cezanın da hiçbir caydırıcılığı yok! Kesilen cezanın onlarca katını bir gecede kazanabiliyorlar.

*

Halin ardından istikamet Kadıköy Balık Pazarı.

İstanbullular balık boylarını pek umursamıyor. Markette satılan lüferlerin çoğu yasadışı boyda. Tezgâhlarda çinakopun bir alt boyu olan yavru defne yaprakları bile var.




Leave a Reply

Your email address will not be published.

*

İstanbul Deniz Hali’nde her türlü kaçak avlanan balık satılıyor!

İstanbul Deniz Hali’nde her türlü kaçak avlanan balık satılıyor! Sevgili Melis Alphan Bluefish belgesel üzerine yazmış

25 Şubat 2017 – Hürriyet Haber

Melis Alphan

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/melis-alphan/istanbul-deniz-halinde-her-turlu-kacak-avlanan-balik-satiliyor-40376929

1980’lere kadar Marmara ve Karadeniz’de yunuslar acımasızca avlandı. Devlet, fazla avlansınlar diye yunus avcılarına silah, mermi ve kredi dağıttı. Karadeniz evlerinde saç fitilli lambalarda yıllarca yunus yağına bulanmış bez parçaları kullanıldı. Yunusların zıpkını, dinamiti, kurşunu yiyince attığı çığlıklar bir yana, Marmara yunus kanından kızıla kesti.
Ne zaman ki devlet yunus avını yasakladı, işte o zaman balıkçı, geçimi için sürü balıklarına dadandı.

Bugün, yüksek teknolojik cihazlara sahip balıkçı filoları göç balığının önüne kilometrelerce uzunlukta ağ bırakıyor ve Boğaz’dan geçmelerine engel oluyor. Oysa bu balıklar 8 bin yıldır beslenmek için Boğaz’ı geçerek göç ediyor.

*

Balıkçı filosu Karadeniz ve Marmara’da balığın hızla azalmasına neden oluyor. Azalan balık nüfusu onbinlerce tekneyi beslemeye yetmeyince, memleketin her yerinde kaçak avcılık yapılıyor. Tüketilmeyen birçok deniz canlısı türü katlediliyor. Avlanan 1 kg balık başına 10 kg balık hiç tüketilmeden çöpe atılıyor. Yavru balıklar bir kez bile üreyemeden avlanıyor. Yılda 700 bin ton hamsi avlanıyor. Bunun 3’te 2’si balık çiftliklerine yem olarak gidiyor. Sürdürülebilir olması gereken balık çiftlikleri yeni balık üretmiyor, aksine aşırı miktarda hamsi avlayıp onu daha pahalı bir ürüne dönüştürüyor.

*

!f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nde gösterimi yapılan ‘Lüfer’ belgeseli işte bu bilgilerin ışığında, sularımızda hızla azalan lüfer balığının peşinden giderken aslında, vahşi balıkçılığı ve denetimsizliği anlatıyor, tüketim alışkanlıklarımızı yüzümüze çarpıyor.

Türkiye kıyılarında yakalanan tüm deniz canlılarının getirildiği İstanbul Deniz Ürünleri Hali’ne uzanıyor kamera.

Nesli tükenmekte olan altı solungaçlı boz camgözler; yeni doğmuş kılıçbalıkları; erişkinliğe ulaşmamış köpekbalıkları; avlanma boyuna erişmemiş balıklar; lüferin her boyu –defne yaprağı, çinakop, kofana; Marmara’da yok olan orkinoslar; olmaması gereken her şey var. Yasal av boyu altında ve nesli tükenmekte olan, avcılığı yasak olan balıkların bile açık artırması yapılıyor. Satıcılar kontrol memurlarının nadir denetimlerini haber alıyor, denetim öncesinde balıkların satışını bekletiyor veya hal dışında gerçekleştiriyor. Zaten cezanın da hiçbir caydırıcılığı yok! Kesilen cezanın onlarca katını bir gecede kazanabiliyorlar.

*

Halin ardından istikamet Kadıköy Balık Pazarı.

İstanbullular balık boylarını pek umursamıyor. Markette satılan lüferlerin çoğu yasadışı boyda. Tezgâhlarda çinakopun bir alt boyu olan yavru defne yaprakları bile var.




Leave a Reply

Your email address will not be published.

*

error: Content is protected !!