Maldives

mantagunes yynuscuklar  whaly whakeshark yarıyarı whitetip2 vatoz twimanta copy tut turtlesandremora turtle turtl tostos2 tostos topmercan vilamendhoo 3tips orfoz mercan kopya 2 manzara mercan kopya mercan mercanlarvila merrcsns muren kopya muren softmercan saharky sürü2 surü sualtından manta manta2 mantadam mantaustten mantaw batıkvedalgic kopekyarı batıkvebatık kopek double manta batikve batıkvesuru batıkvebatık batıklar baliktemizlemeci babavecocuk anemon2 balikci2 balikci ada ada2 white spa2 spa spayarı silüet orkinos copy orki krriket kriket kadinlar kap batıklar batık kadin baliklarpazar healthycorals gunbatimi balikcitekneler glasss glassfishonwreck anemon2

MAGMA Haziran Sayısı

Yazı : Mert Gökalp

Fotoğraflar : Mert Gökalp

2016-05-29

Sessizce dön, sanki birileri fısıldamış onların kulağına. Sanki düğün gecesi (şeb-i aruz), dervişler sema ediyor etrafımda usulca, sessizliğin mutlak ritmiyle. Gözlerimi kapatıp kapatmamam fark etmiyor, yumsam da gözümü görüyorum. İki derviş biri diğerinden daha küçükçe merkeze beni alıp bozmadan mesafelerini süzülüyorlar ve onlar sema ettikçe istemsiz bir coşkuya kapılıyorum. Evet beni selamlıyorlar, varlığımı ve yokluğumu, denizi ve derinliği, üçümüzün arasındaki bağı, yaratanı, bizi ve sevgiyi selamlıyorlar. Yerçekimsiz mavi uzayda ürkütmeden denizi bedenler süzülüyor, etekler sallanıyor, kanatlar yavaşça çırpılıyor. Biri sola süzülürken diğeri sağa süzülüyor, aramızdaki mesafe hiç bozulmuyor. Kuş desem değiller, balık desen değiller, uzak bir gezegenden sizi izlemek için gönderdiler deseler inanırım şüphesiz. Hayallerim ortasında büyük olanı kendi ekseninde bir takla atıyor ağır çekimde, küçük olanda takip ediyor diğerini, takla atıyor hiç acele etmeden. Neredeyse bir metre boyutundaki sonuna kadar açılmış geniş ağzını görüyorum, tam önümde süzüyor suları. Sonra beyaz koyu lekeli bembeyaz karnı ve uzun ince sicim gibi kuyruğu geçiyor önümden ve yeniden açık ağzı beliriyor, hiç bitmeyen bir sema gibi. Mıhlanmışım yerime, milim oynamıyorum, nefes almaya korkarken acelesizse bana geliyor derviş üç metrelik bedeniyle. Gözleri gözlerimde kalbi kalbimde, usulce süzülürken üstümden dokunuyor bedenime, bahsediyor sonsuzluktan, bana yetmiyor yetemiyor dokunuşu. Hiç bu kadar yakın hissetmemiştim bu dünyaya, kendime yaklaşıyorum onların dansıyla.

Sonra on beş gün önce Borneo’daki adam geliyor gözlerimin önüne, elinde palası olan o adam, vuruyor bu bedene acımasızca, kıyıyor bu kudretli varlığa. Ama burada bin adalı okyanus diyarı Maldiv Adalarında 2014 senesinden beri korunuyorlar. Hint Okyanusunun tam ortasındaki Maldivlerde on binden fazla manta olduğu tahmin ediliyor. Haklarında çok az şey bilinen bu canlıları araştırmak için yapılan bilimsel çalışmada üç sene içerisinde 1500 tanesi tanımlanan 5000 adet manta görülmüş. Mantalar Maldivlerin yıl boyu sakinleri, muson sezonuna bağlı olarak planktonik besin ve değişimlerini takip ederek 26 atolden oluşan bu 1100 km2lik dev okyanus alanında gezinmekteler. Mikroorganizma açısından besin zamanlarda Güney Ari Atolünde yüzlerce mantayı ve bir düzine balina köpekbalığını bir arada beslenirken görmek mümkün. Balina köpekbalıkları devasa ağızlarını açarak düz bir hat içerisinde metrelerce yüzerek bazen de yüzeye yükselerek besleniyorlar. Mantalar ise eksenleri etrafında taklalar atarak yada ağızları açık şekilde 10 metrelik S’ler çizerek bir sola bir sağa süzülerek ilerliyorlar. Bir seferde tonlarca suyu işlemden geçirerek çeşitli boydaki mikroorganizmalardan besleniyorlar. Bütün resort adalarından her gün binlerce turist bu iki canlıyı görmeye ve beraber yüzmeye geliyorlar. Mantaları görebilmek için en ideal noktalar temizlik istasyonu diye adlandırılan, birçok balığın gün içerisinde kısa süreli uğrayarak temizlikçi balıklar vasıtasıyla hijyen sağladığı deniz tabanındaki alanlar. Bu bölgeleri ise etrafındaki yoğun balık popülasyonu sayesinde fark edebiliyorsunuz. Minik mavi şeritli lapin balıkları ziyaretçi iri balıkların gövdelerindeki parazitler, solungaçlardaki yemek artıklarını kısa surede temizliyorlar. Mantaların karın bölgesinde yer alan koyu lekeler canlının tanımlanmasını ve takip edilmesini sağlıyor ve çektiğiniz fotoğrafları gönüllülere gönderirseniz size o mantayla ilgili bilgileri bir iki hafta içerisinde verebiliyorlar.

Şeyseller Adaları haricinde Hint Okyanusunda deniz canlılarının barınabileceği başka bir nokta olmadığı için sayıları binin üzerinde olan Maldivler adeta okyanus ortasında bir vaha. Havadan gördüğümüz hepimizin bildiği klasik Maldivler manzarasının altında ise görülmemiş bir zenginlik yatıyor. Mercan resifleri 1 km uzunluğu nadir gecen adaların hemen kıyısında başlayıveriyor. Canlı çeşitliliği inanılmaz, önünüzden gecen renkler ve desenler hayal sınırlarını zorluyor. Mantaları görmek için en ideal yerlerden biri olan Vilamendhoo Adası dalgıçların mabedi, scuba dalış yapmaya gerek kalmadan odanızdan çıkıp 1 dakika içerisinde mercanlara kavuşuyorsunuz. İskelenin altı, boyları 1 metreyi geçmeyen ve kıyıda toplaşan minik balık sürülerini taciz eden white tip ve black tip köpekbalıklarıyla kaynıyor. Ama bu boyda köpekbalıkları da av, bu nedenlede kıyıda kalarak daha irice kopek balıkları ve diğer balıklardan korunuyorlar. Büyüdükçe, güçlendikçe daha derinlere geçmeye başlayacaklar. Adanın çevresinde şnorkel yaptığınızda yanınızdan geçen rengarenk papağan ve balon balıkları, çılgınca bir sağa bir sola giden fuselier sürüleri, sarı kuyruk ve tatlı dudak snapperlar, biraz derine doğru gidince de kovuklarda sayıları binleri bulan cam balığı sürüleri karşınıza çıkıyor. Önünüzden uzun yol arkadaşları remoraları gövdesine almış bir kaplumbağa dalışa geçiyor, dev vatozlar ve irice köpekbalıkları sırıtıyor iri dişleriyle. Güney Ari Atolü dalıcılar arasında akıntıları ve inanılmaz çeşitlilikte deniz yaşamı ile ünlü. Mercan resiflerinin arasında atoller ve okyanus arasındaki gelgit akıntılarının geçiş yeri olan kayalık kanallar bulunuyor. Bunlar dalıcılar için en çetrefilli dalış bölgeleri, eğer kendinize hakim değilseniz bir anda kendinizi 1 kilometre metre uzakta buluvermeniz içten bile değil. Boyları 3 metreye varan gorgon dallarının arasında çevrenizi saran melek balıkları ve akyaların sayısı yüzünüzü gülümsetmeye yetiyor, derinleştikçe 2.5 metrelik gövdeleriyle yeşil mürenler deliklerden çıkmış sizi seyrediyor. Sualtındaki görüş inanılır gibi değil, 40 – 50 metre önünüzü rahatlıkla görebiliyorsunuz. Manta ve balina köpekbalığı görmek haricinde Vilamendhoo adasından başka bir yere gitmeye gerek yok. Kuzey Male Atolünde yer alan Meeru Adası ise daha büyük bir alana yayılmış, yani başında Maldivlilerin yaşadığı Dhiffushi adası yer alıyor. Dalış esnasında temizlik istasyonu çevresinde mantanın gelişini bekliyorsunuz, kısa bir bekleyiş sonrası uzaktan sakince yaklaşıveriyor, 10 dakika üzerinizde dans edip yeterli hijyeni sağlayınca devam ediyor yoluna. İlerlerken yol üstünde 2.5 metrelik boyuyla zemine yatmış leopar köpekbalığının yani başına uzanıp 1 metreden seyrediyorsunuz bu iri puntolu vahşi güzelliği. Bazı kaya altlarında ıstakoz gurupları antenlerini dışarı çıkarmış yan yana duruyorlar. Atole su girişini sağlayan kanallar ise yine en eğlenceli dalış bölgeleri. Temizlik istasyonu vazifesi gören dev kayalarda, rengarenk orfozlar, Napolyon balıkları, tatlı dudak snapper sürüleri arasında iri köpekbalıkları ve mavi kuyruk akyalar sert hareketlerle tehditkar şekilde dönerek dolaşıyor. Azgın akıntıda asılı kalmak için kancanızı zeminde bir yere takip izliyorsunuz sualtı alemini. Kanala yaklaştığınızda ise akıntı giderek güçleniyor, adeta bir kara deliğe çekilir gibi boşluğa kapılıyorsunuz, her şey hızlanıyor. Okyanus otobanında önünüzden sırayla barakudalar, kanatlarını çırparak hızlıca geçiveren benekli fulya balığı, kancanızı takmayı başarırsanız zemine, kovukta hemşire köpekbalıklarını görüyorsunuz.. Bu tarz bir dalış yapabilmek için oldukça tecrübe sahibi olmanız gerekli ama yeterli deneyiminiz varsa akıntı sizi yerçekimsiz uzayda bir sürü deniz canlısıyla birlikte kilometrelerce ileri götürüveriyor.

Maldivler Pasifik Okyanusunda minik bir ada olan Kribati ile birlikte okyanuslar yükseldiğinde ilk olarak denize gömülecek yerlerden biri. Adalar o kadar alçak ki en yüksek yeri deniz seviyesinden 2.4 metre yukarıda, bu yunusların sıçradığı yüksekliğin altında. Küresel ısınmanın getirisi olan buzulların erimesi süreciyle birlikte 1880’den itibaren okyanuslar 20 cm yükselmiş vaziyette. Okyanus modellemelerinde bu yüzyılın sonuna kadar en kötü senaryoda 2 metrelik bir su yükselmesi ön görülüyor. Denizlerin 1 metre yükselmesi tüm Maldivlerin batık şehir olmasına yetiyor. Bu duruma dikkat çekebilmek için Maldivlerin efsane olmuş başkanı Nasheed Kopenhag Toplantısı öncesinde kabinesini sualtında topladı ve bu olay bütün dünyada büyük yankı uyandırdı. Okyanusların yükselmesi haricinde ülkedeki halkın en çok korktuğu ikinci şey küresel ısınma ve beraberinde getirdiği denizlerin ısınması. Denizlerin ısınması demek mercan resiflerinin ve bu alanlardaki zengin deniz yaşamının yok olması demek. Buda turizm ve balıkçılıkla geçinen ülke için büyük yıkım.

Maldivlerde kişi başına düşen gelir miktarı Türkiye’nin üstünde. 390.000 nüfuslu küçük bir ülke olsa da neredeyse sadece 2 büyük gelir kaynağı olan turizm ve balıkçılık ile bu gelir seviyesini sağlayabilmiş olmaları şaşırtıcı. Maldivlerde turizmin başladığı 1970’li yıllara kadar tüm ekonomi balıkçılık üzerineydi. Günümüzde ise ülke devasa bir deniz parkı gibi, her türlü ağ avcılığı, trol tekniğiyle deniz zeminini kazıyarak yapılan avcılık ve paragat (ucunda yem bulunan oltalardan binlercesinin denizde orta suya bırakılması) avcılığı yasak. Endüstriyel avcılık yöntemlerinin yanı sıra seçici bir avcılık çeşidi olan zıpkın avı dahi yasaklanmış. Bunun nedeni de yerleşik olarak yaşayan ve yıllar geçtikçe irileşen orfoz gibi resif balıklarını korumak. İzin verilen tek balık avlama metodu ise olta avcılığı. Maldiv denizlerinde balık o kadar bol ki bu metotla tüm ülke nüfusun protein ihtiyacını karşılamak haricinde yurt dışına balık ihracatı bile yapıyorlar. En büyük ihraç ürünleri ise orkinos balığı. Maldivlere özgü olta ile orkinos balığı avcılığı dünyaca ünlü, bu yöntemle o kadar çok balık avlıyorlar ki inanması güç. Başkent Male’deki balıkçı barınakları ülkeye özgü geniş güverteye sahip orkinos tekneleri ile dolu.

Orkinos avcılığına sabahın ilk ışıklarıyla başlanıyor. Öncelikle balığı avlayabilmek için anahtar görevi gören minik yem balığı yakalanıyor. Balıkçılar yem balığını yeterince avladığında ise bu sefer okyanus ortasında orkinos sürülerini arıyorlar. Orkinos balıkları yolları üzerinde büyük bir sürüye denk geldiklerinde onlara göç için enerji sağlayacak protein gereksinimlerini karşılayabilmek için balık sürülerine saldırarak talan ederler. Beslenme çılgınlığı diye tanımlanan bu kütlesel kaotik av sırasında ise deniz yüzeyi çılgınca fokurdamaya başlar ve bu fokurdu kilometrelerce öteden görülebilir. Orkinos balıkçıları bu bölgeyi tespit ettikleri zaman, hızlıca canlı yem balıklarını suya atmaya başlarlar. Gözü dönmüş balıklar deniz yüzeyinin hemen altında katliam yaparken, avcıların denize gönderdiği ucunda iğne bulunmayan oltalara saldırıverir ve teknedeki 20 adet oltacının denize gönderdiği kamışlara 1 dakika bile geçmeden 20 – 30 kg ağırlığındaki balıklar takılmaya başlar. Bu noktada her yöne doğru saldıran ton balıkları ve panik içerisinde kaçışan balıklardan ötürü bir gayser gibi kaynayan deniz yüzeyinden tekneye, havadan balık yapmaya başlar. Balıkçıların büyük bir hız içerisinde yakaladığı balığı güverteye kafasının üzerinden savurmasıyla yeniden denize göndermesi ve 5 saniye geçmeden yeni balığı tekneye savurması bir olur. Çok geçmeden teknede bir cm boşluk kalmaz, güverte silme ton balığıdır. Orkinos teknelerin yatay alanı genişedir, böylece bir seferde binlerce iri balık yakalanır ve mümkün olduğu kadar oltacının aynı anda çalışabilir.

Koruma nedeniyle görülen bu bolluk okyanuslarda devasa gemileriyle balıkçılık yapan Çin, Vietnam, Tayland ve Avrupa ülkelerine ait balıkçı filolarının iştahını kabartsa da bu filolar Maldivlere yanaştırılmıyor. Kaçak avlanan gemilerde binlerce kilometrelik bir alanı 24 saat tarayan sahil güvenlik tekneleri tarafından mümkün olduğunca uzak tutuluyor. Geleneksel yöntemlerle ve oltalarla avlanan Balıkçılar mercan resiflerin 50 metre yakınına giremiyor, açıkta avlanmak zorunda kalıyorlar. Kaçak avlanan şüpheli tekneleri gördükleri anda yetkililere haber veriyorlar, denizleri tüm Maldiv halkı yetkilerle birlikte koruyor. Maldivliler mercan resiflerine gözleri gibi bakıyorlar. Teknelerin çapa bırakması, veya resif civarında şamandıra dahi bağlanması da yasak. Neden bakmasınlar ki, yılda ülkeye gelen 12 milyon turistin tamamı Maldivlerin bin bir türlü mavinin tonunu barındıran denizi, palmiye ağaçlarıyla kaplı tertemiz mercan kumlu adalarına ve Hint Okyanusunda başka hiç bir yerde bulunmayan çeşitlilikteki deniz yaşamımı görmeye geliyor. Denizlerini koruma boyutları muazzam, sadece deniz ekosistemini hunharca kullanan, yok eden Türkiye gibi ülkeler için değil, kendi ülkelerinde yapamadıkları vahşette okyanuslarda avcılık yapan gelişmiş batı medeniyetleri için bile doğru bir model. Ülkemizde endüstriyel balıkçılar gelişmiş sistemler, radarlar, dev tekneler olmadan nüfusa yetecek kadar balık avlanamadığından ve kendilerine getirilen yasaklardan yakınırlar ama, Maldivler bunun başarılabileceğinin canlı bir kanıtı. Ekosisteme etki etmeyen geleneksel yöntemler kullanılarak, sağlıklı resifler ve bol deniz canlısı barındıran denizlerle turizmden de sürdürülebilir bir gelir elde ederek halka yetecek kadar balık avlamak gözlerimin önünde gerçekleşiyor ve görüyorum ki işe yarıyor. Balıkçısından otel çalışanına herkes mutlu bu adalar diyarında.

Maldivler uçsuz bucaksız bir alanı kat eden orkinos sürüleri, avlanma korkusu olmadan dans eden manta balıkları, sürüler halinde avlanan köpekbalıkları, deniz yüzeyinde saltolar atan yunuslar ve Maldivlerden ayrılmayan boyları 10 metreyi aşan balina köpekbalıkları ile dolu. Son 50 yılda okyanuslardaki büyük balıkların %90’ını tükettiğimize düşündükçe, şimdiki başkanları tüm dünyada fenomen olmuş Nasheed kadar küresel ısınmayla ilgilenmese de, Maldivler binlerce adası ve 1000 km’lik kıta sahanlığıyla Hint Okyanusunun ortasında denizler aleminin insandan ve insan yapımı savaş araçlarından kaçtığı bir mabet olmaya uzun süre devam edecek gibi görünüyor.